Mevsimlik tarım işçilerinin ölümleri kader değildir!

Her yıl yaz aylarında sebze ve meyve hasadından geçimini sürdürmek için kilometrelerce uzakta yaşadığı evinden çıkıp yollara düşüyor mevsimlik tarım işçileri. Kış öncesi memleketinde işsizlik, parasızlık derdiyle kazanamayacağı ekmek parasını mevsimlik tarım işinden çıkararak geçinmeye çalışacak, hep birlikte çıktıkları yoldan belki eksilerek dönecekler. Bir sayı olarak değil, bir insan, işçi, anne, baba, çocuk olarak çalışırken ölmek kader mi?

Mevsimlik tarım işçileri geniş arazilere yayılan, kavurucu sıcağın altında gölgelik dinlenme alanı sağlanmayan tarla ve bahçelerde sabahın erken saatlerinde çalışmaya başlayarak hasat yapıyor. Ürünün özelliğine göre de değişen öğle molalarının ardından çalışmaya devam ediyorlar. Çalışma günü bitiminde dönülen, kendi elleriyle kurdukları çadır barınaklar; temiz içme ve kullanma suyu, kanalizasyon bağlantılı tuvaletleri, hijyen ve serinlemek için özel hayatı gözetecek nitelikte duş olanağı barındırmayan bu konaklama alanları işçilerin sağlığını ve güvenliğini tehdit eden bir gerçek. Güneş çarpması, beyin kanaması, enfeksiyon, bulaşıcı hastalık risklerini barındıran bu çalışma biçimi ÇKS verileri üzerinden her yıl işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini temel alarak insani barınma ve çalışma koşullarını sağlayabilecekken Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve her ilin Valilik makamları göstermelik duyuru ve birim ziyaretleriyle mevsimlik tarım işçilerinin ihtiyaçlarını gözettiklerini bildiriyor. Fakat alınmayan önlemler, değiştirilmeyen koşullar, giderilmeyen sorunlar mevsimlik tarım işçilerinin haftalarca insanlık dışı koşullarda yaşayıp emek harcadığı gerçeğini değiştirmiyor.

2 Temmuz’da Sivas’ta Gemerek Kaymakamlığının Kızılırmak kıyısında konaklamaya zorladığı mevsimlik tarım işçisi aileden 13 yaşındaki Zerda Şahin ve 15 yaşındaki Gülseren Şahin’in çamaşır yıkarken akıntıya kapılarak boğulması; 24 Temmuz’da ailesiyle mevsimlik tarım işçiliği için Antalya’da çalışan 12 yaşındaki Mehmet Yalçınkaya’nın serinlemek için girdiği sulama kanalında, 26 Temmuz’da Bursa’da mevsimlik tarım işçisi 26 yaşındaki İsmail Dağ’ın serinlemek için girdiği denizde boğulması tesadüf değil, kader değil. Çoğu çocuk ve genç mevsimlik tarım işçisi yüksek sıcaklık altında çalışırken serinlemek için en yakınında olan su alanına yöneliyor. Tarım ve Orman Bakanlığının bu alanda çalışma koşulları gerçekliğinden bihaber olmadığını düşünüyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çocukları tarım işçisi aileleriyle birlikte işçileştirerek ucuz iş gücü piyasasında görmekten yana şikayeti olmadığını biliyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının göz yumdukları mevsimlik tarım işçisi çocukların nüfusunun kayıtlı olduğu yerde de mevsimlik tarım işçiliğine mahkum ettikleri yerde de yerel yönetimlerle işbirliği içinde çocuklara ihtiyaç duydukları becerileri elde edebilecekleri eğitim, etkinlik, oyun alanlarının yaratılmadığını biliyoruz.

Sıcak havayı bertaraf etmeyen çadırlarda ve konaklama alanının tamamında en insani ihtiyaçların insan onuruna yakışır düzeyde inşa edilip karşılanmadığı, sulama kanalları etrafına koruma bariyerlerinin yapılmadığı, yüzme ve suda kalma becerilerinden yoksun bırakan yaşam koşullarının dayatılması, geçim derdini başa yazdıran güvencesiz çalışmayla yoksullaştırma politikaları bir bütün olarak bu ölümlerden sorumludur. Boğulma tesadüfi, vaka bazlı bireysel, doğal ölüm değil; yoksullaştırma ile yaratılan kamusal hizmetlerden dışlanan emekçilere, alınabilir önlemler alınmadığı için çalışırken iş cinayetiyle uygulanan sınıfsal bir ölüm nedenidir.

Kayıt dışı, sigortasız, güvencesiz çalıştırılan mevsimlik tarım işçilerinin ve tarımda işçileştirilen çocukların hak ettiği insanca yaşam, bu çalışma koşullarının ve reva görülen yaşam biçimin ancak örgütlenerek ve mücadele ederek değişebileceğini biliyoruz.

Çocukların ve gençlerin çadır koşullarında hijyeni kısıtlayan barınmadan kaynaklı ihtiyaçlarını giderebilmek ve serinlemek için girdiği sulama kanallarında, göletlerde, nehir kıyılarında, denizlerde boğularak hayatını kaybetmelerinin mevsimlik tarım işçiliğinin kaderi olmadığını biliyoruz. İnsanca yaşam ve barınma koşulları için, hakettiğimiz ücretleri almak için, yollarda, sulama kanallarında, tarlada ölmemek için, çocuklarımızın işçileşmesini ortadan kaldırmak için mücadelemizi büyüteceğiz!

Fotoğraf: Bursa/İnegöl

Diğer İçerikler

Son Eklenenler