Fındık üreticileri Sakarya’nın Kocaali ilçesinde buluşarak Düzce Akçakoca ilçesine doğru traktör konvoyuyla eylem yaptı.
“Çiftçiyiz, haklıyız, kazanacağız” sloganları atan fındık üreticileri, devleti göreve çağırarak fındık fiyat mekanizmasının denetlenmesini ve fındığın az sayıdaki holdingin çıkarlarına teslim edilmemesini talep etti.
2026 yılı için açıklanan 255TL fındık fiyatı taban fiyat değil refernas fiyat olma özelliği taşıyor. Üreticilerin büyük çoğunluğu, piyasada 150 TL’ye kadar düşen fındık fiyatlarından ürünlerini satmak zorunda kalıyor. Fındık ihracatının en güçlü aktörü olan Ferrero ile bir kaç alıcı holdingin belirlediği fındık piyasasında kazanan holdingler, kaybedense küçük üreticiler, mevsimlik tarım işçileri ve fındıkla geçinen tüm emekçilerdir.
Kocaali’de ayağa kalkarak emeğine, ürününe, onuruna sahip çıkan üreticileri selamlıyoruz. Daha fazla eylem, daha fazla çiftçi, daha fazla traktör, daha fazla dayanışma ile kazanacağız!
Basın açıklaması tam metin, 18 Eylül 2026, Kocaali/Sakarya

FINDIK ÜRETİCİSİ YOK SAYILAMAZ!
Fındık, Karadeniz’in yalnızca bir tarım ürünü değildir. Binlerce ailenin ekmeği, çocuklarının geleceği, bölge ekonomisinin can damarı ve Türkiye’nin önemli ihracat ürünlerinden biridir.
Biz fındık üreticileri; toprağa emek veren, bütün riskleri üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve zararlılarla mücadele eden, ürettiği ürünle ülkemize, tarih boyunca önemli miktarda döviz girdisi sağlayan çiftçileriz.
Buna rağmen bugün üretici, kendi ürününün fiyatının belirlenmesinde neredeyse söz sahibi değildir.
Soruyoruz: Üreticinin yok sayılması ne demektir?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti hepimizin devletidir. Biz bu devletin vatandaşları ve üreticileriyiz.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Ayrıcalıklı olanlardan medet de dilemiyoruz.
Biz yalnızca emeğimizin karşılığını, hakkımızı ve adalet istiyoruz.
Öncelikle TMO’nun fındık alım standartları ve uygulamaları yeniden gözden geçirilmelidir. Çeşitli gerekçelerle TMO tarafından ürünümüzün alınmamasını kabul etmek mümkün değildir. Çünkü fındık üreticileri olarak iyi biliyoruz ki fındığın her halinin mamül olarak işlenmesi ve ürün olarak değerlendirilerek tüketicilerimize ulaştırılması mümkündür. Üreticinin bir yıllık emeği mantıktan uzak birkaç kriter gerekçe gösterilerek değersiz hale getirilmesinin önüne geçilmelidir.
TMO, Fiskobirlik ve serbest piyasa arasındaki randıman ölçümleri, alım kriterleri ve fiyat farklılıkları üreticinin kafasında ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Bu durum düpedüz emek gaspıdır.
Aynı fındık nasıl oluyor da bir kapıda başka, diğer kapıda başka değer görüyor?
Randıman ölçümünün, fiyatlandırmanın ve ürün kabul şartlarının açık, denetlenebilir ve üreticinin anlayabileceği ortak standartlara bağlanmasını talep ediyoruz.
Serbest piyasa demek, üreticinin sahipsiz bırakılması demek değildir.
Devletin görevi yalnızca fiyat açıklamakla bitmemelidir. Açıklanan fiyatın piyasada bugün denetimsizlik nedeniyle dibe çakılan fiyatların sebeplerini tespit edip, karşılık bulup bulmadığı da etkin biçimde denetlenmelidir.
Biz fındık üreticileri olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden; serbest piyasa mekanizmasını kendi lehine kullanarak üreticinin zor durumda olmasından yararlanan kurum, şirket, kişi veya gruplara karşı denetimlerin artırılmasını istiyoruz.
Üreticinin ekonomik mecburiyetinden faydalanarak ürünün açıklanan fiyatların çok altında alınmasına yönelik uygulamalar yakından takip edilmeli; haksız rekabet, piyasa bozucu davranış veya mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde gerekli idari ve hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır.
Piyasa birkaç güçlü alıcının insafına bırakılamaz.
Üreten çiftçi, fiyatı belirleyenlerin karşısında çaresiz bırakılmamalıdır.
Bu yıl fındığın geç olgunlaşması nedeniyle hasat da gecikmiştir. Okulların açılması, gübre ve tarımsal borçların ödeme tarihleri ile üreticinin nakit ihtiyacı aynı döneme yığılmıştır.
Böyle bir ortamda üreticinin ürününü teslim ettikten sonra parasını almak için 21 güne kadar beklemek zorunda bırakılması kabul edilemez.
İşçinin parasını kim ödeyecek?
Patoz parasını kim verecek?
Nakliye, gübre, ilaç ve borç ödemeleri nasıl yapılacak?
Çocuğunu okula gönderen üretici ihtiyaçlarını neyle karşılayacak?
Ürün teslim edilmişse bedeli de mümkün olan en kısa sürede ödenmelidir.
Üretici devlete ürününü verirken beklemiyorsa, devlet de üreticinin parasını bekletmemelidir.
Kuraklık, artan işçilik giderleri, toplama maliyetleri ve özellikle kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar üretimi ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Bu mücadele yalnızca çiftçinin omuzlarına bırakılamaz.
Tarım ve Orman Bakanlığı, yerel yönetimler, ziraat odaları, üretici birlikleri ve ilgili bütün kurumlar ortak hareket etmeli; zararlılarla mücadele köy köy değil, bölgesel ve eş zamanlı şekilde yürütülmelidir.
SAYIN MİLLETVEKİLLERİMİZE DE İKİ ÇİFT SÖZÜMÜZ VAR
Sayın milletvekillerimiz;
Sizler bu milletten, bizlerden yetki aldınız. Seçim dönemlerinde sorunlarımızı Meclis’e taşıyacağınızı, üreticinin hakkını savunacağınızı ve çözüm üretmek için çalışacağınızı ifade ettiniz.
Bugün ise özellikle karar alma mekanizmalarında etkili olan milletvekillerimizin fındık üreticisinin yaşadığı sorunları yeterince gündeme taşımaması ve üreticinin günlük hayatına dokunan somut bir sonuca ulaşılamaması bizler açısından kabul edilebilir değildir.
Biz üreticiler şunu bilmek istiyoruz:
Sizler bizlerin vekilisiniz.
Üreticinin, çiftçinin, emekçinin vekilisiniz.
Belli ekonomik çevrelerin, güçlü alıcıların ya da belirli çıkar gruplarının değil, sizi seçip Meclis’e gönderen milletin vekili olduğunuzu görmek ve bunu yaptığınız çalışmalarla bilmek bizim en doğal hakkımızdır.
Fındık üreticisinin sorunları yalnızca hasat zamanı hatırlanacak, birkaç açıklamayla geçiştirilecek sorunlar değildir.
Üretici sizden ses bekliyor.
Meclis’te girişim bekliyor.
İlgili bakanlıklara soru sorulmasını bekliyor.
VE yaşanan kepezeliğe çözüm bekliyor.
Yetki milletten alınmışsa, o yetki milletin ve üreticinin hakkını savunmak için kullanılmalıdır.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz:
Biz sadaka istemiyoruz.
Lütuf istemiyoruz.
Ayrıcalık istemiyoruz.
Biz üretiyoruz.
Biz masraf ediyoruz.
Biz risk alıyoruz.
Biz ülkemize ihracat geliri kazandırıyoruz.
İstediğimiz; ürünümüzün gerçek değerinde alınması, paramızın zamanında ödenmesi, piyasanın etkin biçimde denetlenmesi ve üreticinin güçlü alıcılar karşısında yalnız bırakılmamasıdır.
ACİL TALEBİMİZ AÇIKTIR
Bugün yaşadığımız sorunlara vakit geçirilmeden çözüm üretilmesini istiyoruz.
Önümüzdeki sezonlarda ise aynı tablonun tekrar yaşanmaması için kalıcı düzenlemeler yapılmalıdır.
Açıklanan alım fiyatının piyasa üzerinde etkisiz hale getirilmesine yol açan uygulamalar yakından denetlenmeli; üreticinin ekonomik zorunluluğunu kullanarak piyasa fiyatını aşağı çekmeye çalışan, rekabeti bozduğu veya kartel niteliğinde hareket ettiği tespit edilen kişi, grup ya da şirketler hakkında Türk Ceza Kanunu, rekabet mevzuatı ve ilgili diğer kanunlar çerçevesinde gerekli işlemler yapılmalı; şartları oluştuğunda idari ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Devlet, üreticiyi serbest piyasanın insafına terk etmemelidir.
Çünkü serbest piyasa, denetimsizlik anlamına gelmez.
Fındık üreticisini korumak bir kişiyi, bir bölgeyi ya da bir meslek grubunu korumak değildir. Türkiye’nin üretimini, ihracatını ve geleceğini korumaktır.
Artık üreticinin sesine kulak verilmelidir.
Çünkü üretici yoksa üretim yoktur.
Üretim yoksa ihracat yoktur.
Üretim yoksa güçlü ekonomi de yoktur.
Bugün burada fındık üreticisinin sesine ses veren, bu haklı haykırışa destek olan; araçlarıyla, traktörleriyle ve bizzat fiziki olarak yanımızda bulunan bütün üreticilerimize, vatandaşlarımıza ve destekçilerimize teşekkür ediyoruz.
Herkese işinde, gücünde kolaylıklar diliyoruz.
FINDIK ÜRETİCİSİ YOK SAYILAMAZ!
EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ!
ÜRETİCİ SUSMAYACAK, HAKKINI ARAMAYA DEVAM EDECEKTİR!
Fındık Üreticileri Eylem Komitesi
(fotoğraflar: Şerif Sarı)




